<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-8878823173466007584</id><updated>2012-02-16T19:26:19.748+02:00</updated><title type='text'>Yelda Doganci</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://yeldadoganci.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8878823173466007584/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeldadoganci.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Yelda Doganci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12702836275098513804</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_sW9eTIM9XfE/TOmp3BD6zGI/AAAAAAAAADA/8A6LZkx_GHA/S220/19053_249297195972_597135972_4815603_5397926_n.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>19</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8878823173466007584.post-4972601209306054278</id><published>2012-01-08T21:56:00.002+02:00</published><updated>2012-01-08T22:15:33.274+02:00</updated><title type='text'>Sensiz Olmaz ki!!</title><content type='html'>Son zamanlarda radyoda çalarken duyduğum ve bir nevi geçici bağımlılık yaratan bir şarkı var- Sensiz Olmaz ki- Mustafa Ceceli ~ İskender Paydaş. Müziği, ritmi pek bir hoş. Hem biraz hüzünlü gibi hem de hareketli aslında. Günlük yaşantının içinde çok güzel uydurulabilecek bir ritim, dolayısıyla özellikle de radyoda,  bir yere ulaşımı sağlamaya çalışırken dinlediğinizde rahatlatıyor bile sanki. &lt;br /&gt;Sonra bu kadar çok dinlememe rağmen az önce dikkat ettim sözlerine. Ölüm bile ayrımaz bizi, Sensiz olmaz ki, sensiz sevinçlerim solar sonra naparım ben, inan inan sevmem kendimi hiçbir zaman senin kadar...böyle uzar gider. Şarkı aslında tam bir aşk şarkısıymış da acaba sözleri çok gerçekçi olmadığı için mi bu kadar sevdiriyor kendini, ne dersiniz?&lt;br /&gt;Yani demek istediğim ben o olmadan sevinç yaşayamıyorsam, her solukta ona ihtiyaç duyuyorsam veya kendimi hiçbir zaman onun kadar sevmediysem, sevmiyorsam veya sevmeyeceksem bu gerçekçi bir hayat olur mu sorarım size? Nasıl iştir bu yahu, ben kendi kendime hiç bir varlık gösteremiyormuşum meğerse, bakın siz şu Allah'ın işine..&lt;br /&gt;Ayrıca, hadi herşeyi geçtim etrafımız birbirlerinin bencilliklerinden dolayı ayrılan mutsuz çiftlerle dolu değil mi? Hatta bu bencillik başka boyutlara taşınıp karşıdakine zarar verme, canına kast etme aşamasına kadar ulaşmıyor mu zaman zaman? Çok seviyordum dövdüm, sevgimden öldürdüm, bana bunu nasıl yapar hırsımdan terkettim repliklerini duyan başka birileri yok mu? &lt;br /&gt;Velhasılı kelam, o kadar söylendim ama şarkıyı da hala seviyorum. Hergün en az iki bazen üç kere dinlerim. Gelin hepberaber şarkılardaki gibi yaşayalım demek isterdim ama vazgeçtim, biz sevelim ve dinleyelim yeter..&lt;br /&gt;İnanıınnn inannııınnn seviyorum yaa gerçekten..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Y.D.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8878823173466007584-4972601209306054278?l=yeldadoganci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yeldadoganci.blogspot.com/feeds/4972601209306054278/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8878823173466007584&amp;postID=4972601209306054278' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8878823173466007584/posts/default/4972601209306054278'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8878823173466007584/posts/default/4972601209306054278'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeldadoganci.blogspot.com/2012/01/sensiz-olmaz-ki.html' title='Sensiz Olmaz ki!!'/><author><name>Yelda Doganci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12702836275098513804</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_sW9eTIM9XfE/TOmp3BD6zGI/AAAAAAAAADA/8A6LZkx_GHA/S220/19053_249297195972_597135972_4815603_5397926_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8878823173466007584.post-1240945917234499364</id><published>2011-11-14T00:17:00.003+02:00</published><updated>2011-11-14T00:23:47.830+02:00</updated><title type='text'>Başlıksız!</title><content type='html'>Sonbahar geçiverdi..Döktük bütün yaprakları, önceden sımsıkı dallarda duran, o kadar güzel o kadar can o kadar vazgeçilmez duranların hepsini döktük. Güzelliklerinden birşey kaybettiler mi? Hayır..Hala çok güzeller, sadece farklı bir şekle büründüler, farklı yerde ve farklı renkteler. Artık dallarımızda değil, artık bizimle değil, artık bize bağlı değil ama hala kendince kendine hayran bırakıcak kadar güzel, kimine göre.&lt;br /&gt;Zamann çabuk geçen bir şeymiş. Söylerlerdi hep de şimdi daha iyi anlıyorum. Bak geçiverdi geçen sonbahardan bu sonbahara bir sene. Bekleyelim bakalım şimdi, yeni yaprakları bekleyelim ki önümüzdeki sonbaharda onların güzelliklerini izleyelim uzaktan uzaktan..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;PS: Başlık bulamadım, kim içinden nasıl gelirse öyle adlandırsın..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Y.D.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8878823173466007584-1240945917234499364?l=yeldadoganci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yeldadoganci.blogspot.com/feeds/1240945917234499364/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8878823173466007584&amp;postID=1240945917234499364' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8878823173466007584/posts/default/1240945917234499364'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8878823173466007584/posts/default/1240945917234499364'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeldadoganci.blogspot.com/2011/11/baslksz.html' title='Başlıksız!'/><author><name>Yelda Doganci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12702836275098513804</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_sW9eTIM9XfE/TOmp3BD6zGI/AAAAAAAAADA/8A6LZkx_GHA/S220/19053_249297195972_597135972_4815603_5397926_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8878823173466007584.post-2954636044837617654</id><published>2011-07-26T23:14:00.003+03:00</published><updated>2011-07-26T23:34:49.429+03:00</updated><title type='text'>Yolcu yolunda gerek!</title><content type='html'>Bir kiracımız var;dı annemin değişiyle evlat. Annemin evlat saydığı diğer hepsi gibi asker o da. Tayini çıkmış, Şırnak'a. Yarın yolcu sonraki gün de yeni görevine başlayacak. Bu akşam geldi, hem son kirasını vermeye hemde malum el öpecek vedalaşacak. Hepsi gibi bir aslan, buruk espirili tavrı, kendisiyle beraber çevresindekileri de sakinleştiren durgun neşesi, garip şaşkınlığı ve heyecanlı bekleyişi ile yarın Şırnak yolcusu bir aslan. Yanlış anlaşılmasın yazdıklarım ,yazacaklarım duygu sömürüsü yapmak, sizi can elinizden yakalamak veya acındırmak amacıyla değil kesinlikle. Zaten bu duyguları hissedebilecek bir yüreğiniz varsa bunların hiç birini yapmaya gerek bile kalmaz ki! Sadece insanın içini kaplayan garip hissi paylaşabilmek biraz da olsa, eğer mümkünse tabii o da...&lt;br /&gt;İlk asker uğurlamamız değil, çok gönderdik daha önce, hala da gönderiyoruz. Allah hepsini korusun, yollarını açık etsin. İnsan kendisine bile itiraf etmekte zorlanıyor bazen ama el sallarken belki de herkesin aklından geçen yegane dilek : " sağ salim git gel inşallah"... Hele de bugünlerde, bu şartlarda, baskın olan bu zihniyetle...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Y.D&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8878823173466007584-2954636044837617654?l=yeldadoganci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yeldadoganci.blogspot.com/feeds/2954636044837617654/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8878823173466007584&amp;postID=2954636044837617654' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8878823173466007584/posts/default/2954636044837617654'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8878823173466007584/posts/default/2954636044837617654'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeldadoganci.blogspot.com/2011/07/yolcu-yolunda-gerek.html' title='Yolcu yolunda gerek!'/><author><name>Yelda Doganci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12702836275098513804</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_sW9eTIM9XfE/TOmp3BD6zGI/AAAAAAAAADA/8A6LZkx_GHA/S220/19053_249297195972_597135972_4815603_5397926_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8878823173466007584.post-4888168159938131204</id><published>2011-06-07T23:49:00.002+03:00</published><updated>2011-06-08T00:03:58.293+03:00</updated><title type='text'>B noktasından önce son çıkış</title><content type='html'>Bazen hiç bir şey söylemeyelim ama herşey anlaşılsın istiyoruz. Bazı zamanlar hiç bitmesin hep sürsün istiyoruz. Herşey hayal ettiğimiz gibi olsun, mutlu olalım istiyoruz. Çok zevk alıyoruz, tadı damağımızda kalıyor mesela; o tat devam etsin istiyoruz ama kendi çizdiğim çizgi üzerinde ilerlesin sürsün istiyoruz.Fakat aklımıza gelmeyen bir detay var  çoğu zaman. İki nokta arası uzanan bir yolsa o yol, öteki noktanın rölü de en az sizin noktanız kadar büyük. A noktasından çıkan bir aracı B noktasından çıkan araç karşılamıyorsa aslında pekte bir anlamı olmuyor. Havuzu bir doldur bir boşalt, aynı şey..Kaç dakika sürdüğünün bir önemi var mı? &lt;br /&gt;Hepimizin istediği şey neticede aynı!Keşke B noktasını bilebilsek. Nerde olduğunu, nereye gitmek istediğini..Hiç değilse B noktasından çıkan bir araç var mı, varsa güzergahı ne onu bilsek..Yol yakınken A'dan çıkan araçta son çıkıştan çıkar belki...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Y.D.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8878823173466007584-4888168159938131204?l=yeldadoganci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yeldadoganci.blogspot.com/feeds/4888168159938131204/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8878823173466007584&amp;postID=4888168159938131204' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8878823173466007584/posts/default/4888168159938131204'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8878823173466007584/posts/default/4888168159938131204'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeldadoganci.blogspot.com/2011/06/b-noktasndan-once-son-cks.html' title='B noktasından önce son çıkış'/><author><name>Yelda Doganci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12702836275098513804</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_sW9eTIM9XfE/TOmp3BD6zGI/AAAAAAAAADA/8A6LZkx_GHA/S220/19053_249297195972_597135972_4815603_5397926_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8878823173466007584.post-1206610448327642336</id><published>2011-05-01T03:45:00.002+03:00</published><updated>2011-05-01T04:06:42.075+03:00</updated><title type='text'>Bir Çaresi Bulunur Elbet ??</title><content type='html'>Bazı zamanlar olur bir şeyler söylenmesi gerekir. Birşeyler söylenmeniz beklenir. İstersiniz, açarsınız ağzınızı zorlarsınız çıksın o hazırlanan, prova edilmiş kelimeler, çıkıversin ağzınızdan diye..Olmaz ama bir türlü..Tek diyebildiğiniz tek tük saçma kelimelerdir, karşınızda sizi dinleyeni de garip bir hale sokar. Mevzuya göre umursanırsınız veya umursanmazsınız. İşte o an kendinizi aptal gibi hissedersiniz. Duruma göre belki de biraz aciz, bu duyguları tabii kızgınlık takip eder. Kimseye değil en çok kendinize.. Sonra bir yutkunursunuz, hani az önce çıkmasını planladığınız ama çıkamayan sözler varya dilinizin ucunda hazırlanmış, onlar artık dilinizde gereksiz yer kaplamasın diye. Artık dilinizde değildir evet ama nereye gider allah bilir..&lt;br /&gt;Bu durum bir çok hale veya olaya uyarlanabilir. İnsanlar birçok şeyi söylemek ister söyleyemez.Belki iyi belki kötü belki doğru belki yanlış..Bazı durumlarda bence söylenememesinin sebebi karşıdakidir. Söylense nasılsa bir işe yaramacağını hissederseniz daha anlamsız bir olaya zemin hazırlamamak için susturur sizi beyniniz bedeniniz..Kim bilir..  &lt;br /&gt;Ama aslında bunların hiçbiri önemli değildir. Söylemişsiniz söylememişsiniz dinlenmişsiniz dinlenmemişsiniz..Bir çaresi bulunur gerçekten de. Bir çaresi bulunur elbet yarın yeniden yaşamanın, veya çıkmazların...Bir yol vardır her durumda,bir çare bulunur..Tek bir şey dışında..&lt;br /&gt;Yakın veya uzak tanıdığınız, bir zamanlar aynı ortamlarda bulunduğunuz, aynı şeyleri yaptığınız biri hayatında biricik dediği insanlardan birini kaybetmişse bunun için yapılacak birşey yoktur, malesef elden hiçbirşey gelmez. İşte kelimelerin kifeyetsiz kalmasının, diyecek birşey bulamamanın, söylenecek herşeyin anlamsız gelmesinin sizi çaresiz bıraktığı an tam o andır. Arayamazsınız bile çünkü ağzınızdan cıkabilecek kelimeler bir elin parmaklarını geçmez. Eliniz kolunuz bağlanır. Kitlenir kalırsınız bir süre. Çaresiz kalırsınız.. &lt;br /&gt;Ve işte bunları takiben hep elinizdekilerin kıymetini bilmeniz gerektigini anlarsınız. Söylenmesi gerekenleri söylemeniz gerektiğini, olmayacak şeyler için kendinizi harap etmemeniz gerektiğini ve hayatın gerçekten çok kısa olabilecegini hatırlarsınız. &lt;br /&gt;Hadi o zaman, daha neyi bekliyoruz ki??&lt;br /&gt;Bir uyuyup uyanalım bakalım bir çaresi bulunur herhalde...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Y.D.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8878823173466007584-1206610448327642336?l=yeldadoganci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yeldadoganci.blogspot.com/feeds/1206610448327642336/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8878823173466007584&amp;postID=1206610448327642336' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8878823173466007584/posts/default/1206610448327642336'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8878823173466007584/posts/default/1206610448327642336'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeldadoganci.blogspot.com/2011/05/bir-caresi-bulunur-elbet.html' title='Bir Çaresi Bulunur Elbet ??'/><author><name>Yelda Doganci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12702836275098513804</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_sW9eTIM9XfE/TOmp3BD6zGI/AAAAAAAAADA/8A6LZkx_GHA/S220/19053_249297195972_597135972_4815603_5397926_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8878823173466007584.post-8084879136091991745</id><published>2011-04-29T08:20:00.002+03:00</published><updated>2011-04-29T08:23:21.392+03:00</updated><title type='text'>?</title><content type='html'>Her gün birşeyler anlatılıyor. Birilerini konuşuyor devamlı, nutuklar atıyor. Ben bir anlatılan Türkiye'ye bakıyorum bir de yaşadığıma.Ya duyduğumu anlamıyorum ya da gördüğümü... İkisi de çok vahim değil mi???&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Y.D&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8878823173466007584-8084879136091991745?l=yeldadoganci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yeldadoganci.blogspot.com/feeds/8084879136091991745/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8878823173466007584&amp;postID=8084879136091991745' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8878823173466007584/posts/default/8084879136091991745'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8878823173466007584/posts/default/8084879136091991745'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeldadoganci.blogspot.com/2011/04/blog-post.html' title='?'/><author><name>Yelda Doganci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12702836275098513804</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_sW9eTIM9XfE/TOmp3BD6zGI/AAAAAAAAADA/8A6LZkx_GHA/S220/19053_249297195972_597135972_4815603_5397926_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8878823173466007584.post-4916933096865833659</id><published>2011-04-23T01:23:00.004+03:00</published><updated>2011-04-23T02:19:39.605+03:00</updated><title type='text'>Kavuşmanın Sarhoşluğu</title><content type='html'>Bir gün, öyle yolda yürürken bir anda birşey geliverdi aklıma..Dedim ki belki bunu düşünen başkaları da vardır. Mutlaka vardır, vardır ama bunu bilebilmek için önce paylaşmak sonra da gelecek tepkileri beklemek gerekir değil mi? Tam herşeyi kurgulamışım, giriş gelişme sonuç fevkaladenin fevkinde iken işte tam o anda, düğüm olan kelimeler, kafamda engellenen düşünceler ve kıpkırmızı, insanı tedirgin eden bir yazı ile klavyenin başında kalakaldım. Mahkeme kararıyla engellenmiştir! Benim adıma olan bir site benim hiç haberim bile olmadan mahkeme kararıyla engelleniyor. Yani bir nevi ben engelleniyorum..Belli ki ne olduğunu bilmediğim bir suç işlemişim..Belli ki önemli birşey..Yoksa insanların işi gücü yok mu da böyle nacizane kendi kendimize ses çıkardğımız blog sayfalarımızı mahkeme kapatsın? Düşündüm, ciddi ciddi kafamı yordum neden acaba diye...Yok ben bir anlam veremedim, varsa veren beri gelsin.. Verememiştim daha önce de zaten. Uzun bir aradan sonra evime geri dönüpte youtube'a giremeyince de bir anlam verememiştim. O zaman da böyle tıkanıp kalmıştı bir şey içimde, sanki havadaki oksijen azalmıştı bir anda, hikayelerdeki gibi duvarlar hareketlenmiş üzerime geliyordu sanki..Gereksiz tabii bu kadar paniklemek, bir yolu mutlaka bulunuyor. Onu değiştir, bunu ayarla yükle,indir, çalıştır vs vs vs.. Ama hepsini yapmayı itinayla reddettim. Kendi adımı taşıyan bir siteye en basit ve normal yollarla giremeyeceksem, üstelik bu durum tamamen benden habersiz geliştiyse, o yolu bulmayı kesinlikle yok saydım.Bu tembellik, üşengeçlik veya ne bileyim belki de korkaklık değil. Mideme oturdu bu kadar uğraşarak kendi sayfama ulaşmaya çalışmak. Hücreye tıkılmışım da kaçmak için çay kaşığıyla tünel kazar gibi bir hava yarattı bende sanki. Kafa tutmak yada engelenemez gibi görünmekten çok, kırmızı ışıkta geçmeye çalışmak gibi geldi, anlamsız yani..&lt;br /&gt;Sonuçta artık refleks oldu, belkide içten içe bir korku..Hangi siteyi açarsam açayım o sayfa açılana kadar o antipatik yazıyı görmemek için dua ediyorum. O gün bugundur kırmızı renge de, o yazı karakterine de, mahkeme, karar, erişim ve engel kelimelerine de hafif bi antipatikliğim var zaten. Böyle bir şişkinlik bir hazımsızlık yaratıyor ki ne siz sorun ne ben söyliyeyim. &lt;br /&gt;Neyse, artık kavuştuk ama..Şimdilik en azından..Bakalım bir daha ki kabahatimize kadar rahatız; tadını çıkarıp, hasret giderelim. Uzun zamandır birbirini görmeyen iki eski iyi arkadaşın tekrar karşılaşmasının ilk bir saatine hakim olan o çekingenlik, utangaçlık, yabanilik, tutukluk ve ne diyeceğini bilememe halinden kurtulalım, bir daha ki karara kadar mutlu mesud yaşayalım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DİPNOT: "Eğer sizde de bendeki gibi şişkinlik ve hazımsızlık sorunu oluyorsa, size harika bir önerim var hemen geçiriyor" demek çok isterdim ama maleseff o öneriyi hali hazırda ben bulamadım. Bulan/bulanlar olursa, anlayanlarla beraber beri gelsin:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Y.D&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8878823173466007584-4916933096865833659?l=yeldadoganci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yeldadoganci.blogspot.com/feeds/4916933096865833659/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8878823173466007584&amp;postID=4916933096865833659' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8878823173466007584/posts/default/4916933096865833659'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8878823173466007584/posts/default/4916933096865833659'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeldadoganci.blogspot.com/2011/04/kavusmann-sarhoslugu.html' title='Kavuşmanın Sarhoşluğu'/><author><name>Yelda Doganci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12702836275098513804</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_sW9eTIM9XfE/TOmp3BD6zGI/AAAAAAAAADA/8A6LZkx_GHA/S220/19053_249297195972_597135972_4815603_5397926_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8878823173466007584.post-7964396352528841375</id><published>2011-02-10T23:30:00.002+02:00</published><updated>2011-02-11T00:06:36.609+02:00</updated><title type='text'>Azıcık Emek..</title><content type='html'>Öyle bir Dünya'da yaşar oldukki insanlar her ne kadar sosyalleşmeye çalışsada olmuyor, bir yalnızlık var etrafımızı saran..Bir bencillik belki kısmen, içten içe bize hükmeden. Öyle bir hale gelmişiz ki sanki Dünya'da bir tek biz varız. Bir biz çalışıyoruz, bir biz yoruluyoruz, bir biz üzülüyoruz, sıkılıyoruz, ayrılıyoruz, ağlıyoruz,özlüyoruz vs...O kadar büyük görmeye başlıyoruz ki yaşamlarımızı, belkide kendimize o kadar önem vermeye başlıyoruz ki farkında bile olmadan sadece kendimizi görebildiğimiz bir at gözlüğü takmış oluyoruz. Yanlış anlaşılmasın, ben tabiki de bireysel olarak kendinizi önemsemeyin veya güvenmeyin veya şımartmayın demiyorum. Lakin bu yaşadığımız yer tek kişilik değil. Bırakın tek kişilik olmasını çok çok çok daha kalabalık. Ne olursa olsun ne kadar önemli ve yoğun olursanız olun insanısınız insanız ve yeri geldigi zaman içinizi dökebileceğiniz belki sadece bir bardak çay içip vakit geçirebileceğiniz, özel günlerinizi beraber kutlayabileceğiniz insanlar arıyorsunuz yanınızda. Ama ah o damarlarımızdaki asil kanın içinde dolaşan o bencillik yok mu hortlayan, o aman fazladan kimse için bir adım atmıyımcılık yok mu, o taş atarsam kolum yorulur üstelik benimle hiç alakası yok niye uğraşıyım diyen o sinsi gölge yok mu içimizde, işte o öyle zamanlarda öyle bir hortluyor ki etrafınızdakileri de o hızla korkutup kaçırtıyor. &lt;br /&gt;Ben de var o canavardan..İçimde bir yerde bekliyor, tavşan uykusunda resmen,her an uyanabilir...Ve işte bir zaman bir bakıyorum devamlı bir ihmalkarlık başlamış..Bir zaman ayıramama; demekki zamanı kullanamama aslında..Bir bencillik gelmiş işte, kendimle ilgli herşeyi belkide önemseme ve bütün bunları yaparken yoğunluk bahanesinin soğuk gölgesine saklanma hali gelmiş. &lt;br /&gt;Ama aslında hayat o kadar pamuk ipliğine bağlı ki..O kadar belirsiz ve sürprizlerle doluki, o anda sizin! işleriniz yüzünden ihmal ettiğiniz yapmadığınız veya ertelediğinizi biri yahut herhangi birşey sizin vaktiniz veya gönlünüz olduğunda artık var olmayabilir...Bırakın bir gün sonrasını bir dakika sonra ne olacağını biliyormusunuz da bu kadar kendinizden eminsiniz sonra yaparım, sonra ararım, sonra kutlarım, sonra görürüm...&lt;br /&gt;Ben eskiden böyle değildim biliyor musunuz? O kadarıda fazlaymış belkide ama en azından çok daha yakın, çok daha ilgili ve alakadardım bir çok şeyle ve bir çok insanla. Şimdi resmen koptuğunu hissediyorum bazı bağların. Hani vucudunuzda küçücük bir lif bile kopsa boyundan büyük bir acı yaşatır ya öyle bir acı safhasına geçmedi belki daha hissedilenler ama garip bir his olduğu kesin.. Acıya dönüşmeden tedaviye başlıyorum..&lt;br /&gt;Bundan sonra o zamansızlık kısır döngüsüne sokmamaya kararlıyım kendimi. İnsanlarla ilgilenmeye, belki bir telefon edip seslerini duymaya, özel günlerini kutlamaya becerebilirsem surprizlerle sevindirmeye kararlıyım..Çünkü farkettimki beni mutlu eden şey o..Etrafımdaki insanlara onları önemsedğimi göstermek, onların sevindirmek ve dolayısıyla sevinmek ve önemsenmek. Uğraşamam demiycem, uğraşıcam..Belki yarım saat az uyurum ama olsun..Belki sonradan pişman olurum yapmazsam..kim garantisini verebilir..Size nacizane tavsiyem sizde bir deneyin. Göreceksiniz o yoğunlugun eseri o bitmez tükenmez yorgunluk ve bıkkınlık hissi varya nasıl bir anda uçup gidecek; uğraşamam yerine aa yaparız tabi elimizden geldigince demek, iki yapacağına kimi zaman üç yapmak nasıl tatlı bir yorgunluk verecek hissedeceksiniz..İçiniz rahat olacak çünkü..&lt;br /&gt;Önemsemeniz ve önemsenmeniz, sevmeniz ve sevilmeniz, mutlu etmeniz ve mutlu olmanız, arkaya dönüp baktığınızda kalabalık bir hayatla paylaşılan nice güzel anınız olması ve nasılsın diye sordugunuzda iyiyim diyebilen insanlarla vakit geçirebilmeniz dileğiyle..&lt;br /&gt;Y.D&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8878823173466007584-7964396352528841375?l=yeldadoganci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yeldadoganci.blogspot.com/feeds/7964396352528841375/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8878823173466007584&amp;postID=7964396352528841375' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8878823173466007584/posts/default/7964396352528841375'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8878823173466007584/posts/default/7964396352528841375'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeldadoganci.blogspot.com/2011/02/azck-emek.html' title='Azıcık Emek..'/><author><name>Yelda Doganci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12702836275098513804</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_sW9eTIM9XfE/TOmp3BD6zGI/AAAAAAAAADA/8A6LZkx_GHA/S220/19053_249297195972_597135972_4815603_5397926_n.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8878823173466007584.post-5850287488394868467</id><published>2010-12-15T10:28:00.003+02:00</published><updated>2010-12-15T11:00:08.424+02:00</updated><title type='text'>Cevapsız Sorular!</title><content type='html'>Şu hayal kırıklığı denen şey ne menem bir şeydir. İnsanı öyle sinsice sarar ve hissettirmeden öyle bir yayılır ki tedavisi için çoğu zaman geç kalınmış olur. &lt;br /&gt;Hani çok duyarız insanlar çoğu zaman tatsız olarlar yaşadıklarında hep aynı şekilde isyan ederler; &lt;br /&gt;"Nasıl olabilir ki??" &lt;br /&gt;"Bana bunu nasıl yapar/ yaparlar??" &lt;br /&gt;"Neden ama anlayamıyorum..bir sebebi olmalı..."&lt;br /&gt;.&lt;br /&gt;.&lt;br /&gt;.&lt;br /&gt;Bu gibi serzenişler çoğaltılabilir kanımca. Ama size de çok tanıdık geldi değil mi? Hiç bir şey olmasa bile sizde en az bir iki kere bu cümleleri sarf ettiniz aslında..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana kalırsa en tehlikelisi de Bana bunu nasıl yapar/ yaparlar versiyonu. Hepimiz insanız!! çünkü sonuçta güvenmek ve güvenilmek isteriz. Ama bu kadar kolay görünen birşey nasıl bu kadar zor olabilir?? &lt;br /&gt;Kesin olmuştur aaa o yapmaz dediğiniz tam da yapmayacağı şeyi hatta daha beterini yapmıştır..anlayamazsınız..Güveniyorum ben ona ne olursa olsun ne yaşarsak yaşayalım hep yanımda olacak dediğiniz veya belkide sandığınız, meğer o kadar da kalıcı değilmiş..En ihtiyacınız olduğu zamanda çekip gidivermiştir mesela yaşarsınız ve gene anlayamazsınız...&lt;br /&gt;Yeri geliyor,kendinizi bile anlayamadığınız zamanlar geliyor.Kendinize bile güvenemediğiniz. Yapmam dediğiniz şeyleri yaparken , söylemem dediklerinizi söylerken..Asla!! dediklerinizin aslında olurlu seyler oldugunu farkederken..O zaman gene aynı sorgu devreye giriyor..&lt;br /&gt;Neden?? Nasıl?? Niye??&lt;br /&gt;Çünkü hakikaten hayal kırıklığına uğramışsınızdır..Gerçekten beklenmedik, daha önceden tahmin edemeyeceğiniz birşey belkide yaşanan. Kabullenemezsiniz, bir açıklama getirebilirseniz olanlara, kabullenmenin daha kolay olacağını düşünürsünüz..O yüzdendir bu  sebep arama,nedenlerini anlama ve olayı sonuca bağlama çabaları. Ha çoğu zaman bu çaba sonucsuz kalır o ayrı. Çünkü olan olmuştur zaman geçmiştir artık. Ama değişmez bir gerçektir. Hayal kırıklığı yaşayanlar, tabiri caizse sırtından bıçaklananlar, dost kazığı yiyenler vs. herkess bu evreden geçer. Bu da tedavinin bir parçasıdır aslında. Önce daha kötüye gidiyormuş gibi hissettirir sonra bir bakarsınız iyileşiryorsunuz aslında. &lt;br /&gt;Sözün özü belki de çok sert ve güvensiz bir yaklaşım gibi gelecek bu ama " Herkes herkese herşeyi yapabilir!" Bana nasıl yapar ve neden gibi sorgulamaları bırakırsak çoğu zaman kendimizi boşuna yormaktan da kurtulmuş olacağız aslında. En iyi yaklaşım evet yapmasını beklemezdim ama yaptı veya yaptım, oldu yaşandı, bundan sonra zararın neresinden dönersek kardır demek, diyebilmek sanki...Ama yanlış anlamayın kesinlikle kimseye güvenmeyin demiyorum. Böyle bir şey diyemem ki zaten. Böyle yaşanmaz ki..Ama bazı zamanlar biraz daha dikkatli olup kendinizi boş yere harap etmeyin diyorum ben sadece. Deneyin en azından! Kalenin dışına bir kaç sıra duvar koyarsak birer birer yıkıldıklarında kalenin aldığı hasar daha az olur;)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yelda D.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8878823173466007584-5850287488394868467?l=yeldadoganci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yeldadoganci.blogspot.com/feeds/5850287488394868467/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8878823173466007584&amp;postID=5850287488394868467' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8878823173466007584/posts/default/5850287488394868467'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8878823173466007584/posts/default/5850287488394868467'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeldadoganci.blogspot.com/2010/12/cevapsz-sorular.html' title='Cevapsız Sorular!'/><author><name>Yelda Doganci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12702836275098513804</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_sW9eTIM9XfE/TOmp3BD6zGI/AAAAAAAAADA/8A6LZkx_GHA/S220/19053_249297195972_597135972_4815603_5397926_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8878823173466007584.post-9199059038967207829</id><published>2010-12-13T23:38:00.003+02:00</published><updated>2010-12-14T00:01:08.212+02:00</updated><title type='text'>Mazeretim var</title><content type='html'>Şu anda bu ekrana bakan herkes, bu yazıyı okuyan herkes normal / akıllı insanlar değil mi? Yani akıllıdan kastım yanlış anlaşılmasın deli değil demek istiyorum yoksa herhangi bir zeka kıyaslamasıyla uğraşmak değil niyetim.Tabikii de diyen sesler duyuyorum veya belkide ne demek bu şimdi gibi bakarken içten içten onay veren simalar..Biz tabiki de normaliz. Her normal insan gibi yaşıyoruz; işe gidiyoruz, eve geliyoruz, yemek yapıyoruz, yemek yiyoruz, arkadaşlıklar kuruyoruz, seviyoruz seviliyoruz, konuşuyoruz vs...Bu liste sizin normal kavramınıza göre uzar gider..Bir sonu yok. &lt;br /&gt;Yani kısaca biz bizden onlarla vakit geçirip ortak aktivitelerde bulunuyor yani normal bir hayat yaşıyoruz..Delirmedik, herşey kontrol altında..En azından şimdilik..&lt;br /&gt;Peki hiç diğer taraftakileri düşündünüz mü? Yanınızda biri sokağın ortasında kimseyi umursamaz bir halde bağırıp çağırırken, kendi kendine konuşurken belki de kavga ederken ne düşündünüz? Hemen ayaklarınız bir refleks hareketi bir iki adım geri cekildi değil mi? Otomatik bir kontrol mekanizması girdi devreye..Yabancı bir olay cunku sizin normal hayatınıza..&lt;br /&gt;Bu bahsettiğim tarzdaki gibi tepkilerini yüksek sesle dile getirebilenler gene cok azınlıkta aslında, gerçekten de..Esas çoğunluk onu öylesine haykırmak isteyipte yapamayanlarda..onlar sinsi sinsi sizin normal hayatlarınızda yaşıyor olabilir meselaa...uuuu korktunuz mu? &lt;br /&gt;bir iki adım önceye gidersek peki..O "deli" dediklerimiz varya..Çok değil belki bir kaç sene, belki bir kaç ay, belki bir kaç hafta, belki de bir kaç saat önce aynı sizin gibi normal normal yaşıyorlardı aslında. Anormal ve kontrolsüz bazı olaylar silsilesi gelipte onların rayında giden trenlerini raydan çıkarıncaya kadar..Ne olduğunu, nasıl o halde olduklarını bilebilir miyiz? Mümkün değil..Nasıl bir duygudur bilebilir miyiz? İnsan başına gelmeyen bir hissi duyguyu anca tahmin edebilir..Bildiğini sanır belki bir cok sey gibi ama bilemez..Allah korusun yaşamayalım..Biz normal kalmaya devam edelim mümkün oldukça..&lt;br /&gt;Ama sizden ricam kendinizden farklı, çok farklı olsa bile karşınızda gördüğünüz "insana" direk önyargıyı yapıştırmadan önce biraz elinizi vicdanınıza koyun da öyle davranın..Etrafınıza bakın bakalım o anda cevrenizde gördüğünüz kaç kişi "normal" kaçı birazdan "delirecek"?? &lt;br /&gt;Ben öylesine isyanlarda bağırınan birini görünce üzülüyor muyum? Belki gözlerim doluyor, keyfim kaçıyor, biraz düşünüyor muyum kim bilir başına ne geldi diye? Eyvahhh bende deliriyorumm..Kaçın kaçın erken kaçan canını kurtarır...Belkide deliriyorum ama hislerimi hissediyorum,içimdeki insan orda bir yerde..Candan Erçetin'ini bir şarkısı varya" korkmaya gerek yok, yaşıyorum demektir.." der, ayynenn öylee..Daha fazlasını söylemeye gerek var mı? &lt;br /&gt;Siz öldünüz mü yoksa????&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yelda D.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8878823173466007584-9199059038967207829?l=yeldadoganci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yeldadoganci.blogspot.com/feeds/9199059038967207829/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8878823173466007584&amp;postID=9199059038967207829' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8878823173466007584/posts/default/9199059038967207829'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8878823173466007584/posts/default/9199059038967207829'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeldadoganci.blogspot.com/2010/12/su-anda-bu-ekrana-bakan-herkes-bu-yazy.html' title='Mazeretim var'/><author><name>Yelda Doganci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12702836275098513804</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_sW9eTIM9XfE/TOmp3BD6zGI/AAAAAAAAADA/8A6LZkx_GHA/S220/19053_249297195972_597135972_4815603_5397926_n.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8878823173466007584.post-4291312898655141651</id><published>2010-12-01T07:58:00.003+02:00</published><updated>2010-12-01T12:03:32.119+02:00</updated><title type='text'>Lezizzz...</title><content type='html'>Komik ve tuhaf olacak belki biraz ama bana hayat çok malzemeli bie ezo gelin çorbasını andırır zaman zaman.Bakliyattan sebzesine yağından baharatına çeşit çeşit malzemeleri vardır oluşmasını sağlayan ve lezzetini veren. Bazıları acımsı, bazıları ekşimsi, bazıları biraz daha tatlı...E artık hangi lezzetten ne kadar olacağı da biraz yapana bağlı..&lt;br /&gt;Hayatta öyle değil midir aslında? İçinde dünya kadar çeşitli şey barındırmaz mı? Ve herbiri ayrı, biribirinden bağımsız görünen öğeler bir araya gelip/getirilip yaşadığımız hayatı oluşturmaz mı? Acısıyla, tatlısıyla, ekşisiyle, tuzlusuyla, eksiğiyle , fazlasıyla.. Ha olmazsa olmazlar yok mudur ? Vardır tabii..Mesela nasıl bir ezogelin çorbası mercimeksiz olmazsa hayatınızda da kendi isteğiniz /seçiminiz dışında dahil olan insanlar veya yaşanan olaylar olabilir. Onlara da fazla takılmadan yemeğin tadındandır deyip geçip lazım belki de...Nasılsa mecburen koyulması gerekenler dışında bütün malzemeleri biz seçebiliriz.. Tuzunu, acısını,ekşisini veya kıvamını pekala tamamen kendi damak tadımıza göre ayarlayabiliriz ;)&lt;br /&gt;Malzemeler tamamm..Pişirme sürecinde sıra..Aynı çorba yaparken olduğu gibi sizin hayatınızın oluşma sürecinde de kimi zaman karmaşık ama aynı zamanda bir bütünlük içinde dönüp duran malzemelerden biri , kimi zamanda onları karıştıran ve kontrol eden kaşık oluverirsiniz.Ki kanımca işin bu kısmı en zor olanıdır.. &lt;br /&gt;Özetle çok uzatmadan bana göre hayat çok lezzetli bir ezogelin çorbasıdır. Çok sıcak içerseniz yakar, çok bekletirseniz tadı kaçar. Pişerken elinizin tadı geçmezse bir anlam ifade etmez ama o kadar uğraştan sonra kıvamı tutturduğunuza inanırsanız içinizi ısıtır, tadından yenmez..Yapılışı ne kadar uzun ve zahmetli olsa da tüketilmesi bir o kadar çabuk ve hızlıdır. Kimilerine  göre sofraların olmazsa olmazı, kimilerine göre de olmasada olurudur..&lt;br /&gt;Sonuçta, oraya buraya savrulup dönen malzemelerdense karıştıran kaşık olmanız ve lezzetinin elimizde olduğunun bitip tükenmeden farkına varmanız, tadını çıkarmanız, içinizi ısıtmanız dileğiyle..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yelda D.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8878823173466007584-4291312898655141651?l=yeldadoganci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yeldadoganci.blogspot.com/feeds/4291312898655141651/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8878823173466007584&amp;postID=4291312898655141651' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8878823173466007584/posts/default/4291312898655141651'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8878823173466007584/posts/default/4291312898655141651'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeldadoganci.blogspot.com/2010/12/lezizzz.html' title='Lezizzz...'/><author><name>Yelda Doganci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12702836275098513804</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_sW9eTIM9XfE/TOmp3BD6zGI/AAAAAAAAADA/8A6LZkx_GHA/S220/19053_249297195972_597135972_4815603_5397926_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8878823173466007584.post-6328580464316484762</id><published>2010-11-25T20:58:00.002+02:00</published><updated>2010-11-25T22:14:04.263+02:00</updated><title type='text'>Ah şu dil yok mu?</title><content type='html'>İnsanın başına ne gelirse dilinden gelir derler ya dogru!! Veya en azından bazı insanlar için doğru sanırım ki bende onlardan biriyim.. Şimdi aslında bu durum iki farklı türde değerlendirilebilir. &lt;br /&gt;Birinci görüş olarak  insanlar şunu savunabilir: Ne var canım insan içinden geldiği gibi konuşmalı, o anda ne hissettiyse ona göre davranmalı söylemeli, dobra olmalı hayat çok kısa. Bu görüş gayet doğru ve mantıklı geliyor değil mi?&lt;br /&gt;Şimdi birde madalyonun öteki yüzüne bakalım..Öteki tarafta da eskiden benimde çok sıkı savunucusu olduğum bir görüş var..İnsan birşey söyleyecekse düşünecekk, taşınacak, kırk kere tartacak, doluya koyacak almayacak boşa koyacak dolmayacak...Şimdiii bu da baktığınız zaman aslında mantıklı değil mi??&lt;br /&gt;E o zaman bu insan denen karmaşık mahlukat nasıl davranmalı? Yani içinden geldiği gibi konuşmalı, davranmalı, yer yer saçmalamalı , abuk subuk şeyler de söyleyebilmeli mi? Yoksa kontrollu olmalı bir çıkacak lafı iki düşünmeli, önünü arkasını hesap etmeli ona göre mi konuşmalı?&lt;br /&gt;Veya bu dönemsel olarak değişen bir davranış türümüdür? Tek bir yolu tek bir doğrusu yokmudur? &lt;br /&gt;Bir de şöyle bir çıkarımım var mesela cevremden de aldığım yardım doğrultusunda genelde insanlar gerçekten birşey söylemek istediklerinde değilde söylemiş olmak için bir şey söylediklerinde sağlam saçmalıyorlar..&lt;br /&gt;Kesin sizin de başınıza gelmiştir..Ağzınızdan çıkıvermiştir laftar, o anda düşünmemişsinizdir belki de zaten düşünmek istemediğiniz bir zamana denk gelmiştir. Sonra farkettiğinizde iş işten geçmiş, köprünün altından akan su akmıştır artık elden ne gelir..Oturun dövünün durun sonra neden dedim de niye yazdım da ne gerek vardı söyledim de..&lt;br /&gt;Peki hayat hakikaten bu kadar kısayken ve bu kısa zamanda bu kadar değerliyken elimizde vakti böyle şeylerle belkide hafiften pişmanlıkla biraz kızgınlıkla geçirip heba etmenin bir anlamı var mı? Kesinlikle yok denildiğini duyar gibiyim. Ama işte bu da insan olmanın bir parçası değil midir..? Saçmalıklar yapılır, farkına varılır, pişman olunur, belirli bir süre bu uğurda harcanır vee boom bir anda sanki hiç yaşanmamış gibi kalan yolunuzu yürümeye devam edersiniz.. &lt;br /&gt;Benim biraz susmam lazım hakikaten sanırım:) Bedenimin belirgin bir uzvu olan çenemin kontrolünü geri almam:) veya belkide gerek yoktur.. amaaaan deyip geçivermektir bütün olay:) &lt;br /&gt;Soruların cevaplarını bilen var mı?:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yelda D.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8878823173466007584-6328580464316484762?l=yeldadoganci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yeldadoganci.blogspot.com/feeds/6328580464316484762/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8878823173466007584&amp;postID=6328580464316484762' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8878823173466007584/posts/default/6328580464316484762'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8878823173466007584/posts/default/6328580464316484762'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeldadoganci.blogspot.com/2010/11/ah-su-dil-yok-mu.html' title='Ah şu dil yok mu?'/><author><name>Yelda Doganci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12702836275098513804</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_sW9eTIM9XfE/TOmp3BD6zGI/AAAAAAAAADA/8A6LZkx_GHA/S220/19053_249297195972_597135972_4815603_5397926_n.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8878823173466007584.post-7732575146472362963</id><published>2010-11-23T13:29:00.004+02:00</published><updated>2010-11-23T13:58:08.709+02:00</updated><title type='text'>Kırık Yalnızlardanım!</title><content type='html'>Son iki gündür daha yeni keşfettiğim bir şarkıyı dinleyip duruyorum. Daha doğrusu bir kaç şarkıyı aslında. Nil Karaibrahimgil'i zaten çok severdim hep,böyle sanki birşey söyliyeyim aman dur şarkımda bir mesaj vereyim birine gönderme yapayım diye kasılmadan yumuşak yumuşak ama çok etkili yapar şarkılarını. Bu güzel şarkıların içinden son favorilerim "Nil Kıyısında" albümünden Kırık ve Yalnızlardanım adlı parçalar. &lt;br /&gt;Genel olarak pek severiz biz şarkılara anlamlar yüklemeyi:) Herkesin mutlaka bir acısı, bir yarası, içinde kalan bir ukdesi, bir yorgunluğu, küskünlüğü, isyanı...vardır. İşte bütün bu duyguların çoğu zaman bir şarkının sözlerinde anlatıldığını görüp kimi zaman bağıra bağıra içimizi döküp kendimiz paralayıp, kimi zaman bir duble rakının bir kadeh şarabın etkisinde için için dinleyip olanları yaad edip, kimi zaman gülüp, kimi zamanda ağlarız. Yaşarız kısaca o şarkıyı tekrar hayatımızla..Bundandır ki o eski sevgiliye terk edene veya terk edilenlere yazılan/gönderme yapan şarkılar pek populerdir:) Allah belanı versin diye bile bir şarkı olduğunu ve onun da kimi insanlarca haykırılarak söylendiğini göz önünde bulundurursak durumun ciddiyetini anlamamız belki biraz daha kolay olabilir:)&lt;br /&gt;Yok canımm ben yapmam diyen varsa yalandır!! Boşuna dememiş şair "Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel kelimelerinde kifayetsiz olduğunu " diye...Eninde sonunda herkes tarafından bu his tecrübe edilmiş/ edilecektir. &lt;br /&gt;Ben diyorum ki ama bu sefer bu kadar manidar iki şarkıya özellikle de Yalnızlardanım adlı parçaya bu muameleyi yapmayalım. Dinleyelim şarkıyı güzelce bırakalım yumuşacık Nil içimize işlesin. İnsanı yormayan melodileri ve sözleri bizi biraz sakinleştirsin..Kendi hayatımıza uyarlayıp, yaşadıklarımızı hatırlayıp ne kendimizi ne de şarkıyı yoralım..İnanın  o kadar güzel bir tat bırakacak ki damağınızda doyamayacaksınız. Şarkı sizi kendinize getirecek hem ruhen hem bedenen.  &lt;br /&gt;Son olarak sözlerini de eklemek istiyorum hem daha önce bilmeyenler için hem de çok net anlaşılır ve güzel olduğu için :)İyi dinlemeler, bol keyifler...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalnızlardanım&lt;br /&gt;Nasıl zor geldi ayrılmak bu yaz&lt;br /&gt;Sevgılıler gördüm kıskandım bıraz&lt;br /&gt;içim boş kaldı&lt;br /&gt;Çok yandı canım&lt;br /&gt;Artık ne yapsam yalnızlardanım&lt;br /&gt;Aslında cok garıp hiç kavuşmadık&lt;br /&gt;Tenine az degdım tam karışmadık&lt;br /&gt;içim boş kaldı&lt;br /&gt;Çok yandı canım&lt;br /&gt;Artık ne yapsam yalnızlardanım&lt;br /&gt;Bi göriyim desem yok kı yok&lt;br /&gt;Bi koklyim desem yok kı yok&lt;br /&gt;içim gül biraz&lt;br /&gt;Güldür biraz&lt;br /&gt;Şunu öldür kendini güldür biraz&lt;br /&gt;Bence yazık oldu&lt;br /&gt;Çok kısa ömür&lt;br /&gt;insan dogar&lt;br /&gt;Aşık olur ölür&lt;br /&gt;içim boş kaldı&lt;br /&gt;Çok yandı canım&lt;br /&gt;Artık ne yapsam yalnızlardanım&lt;br /&gt;Özledim desem yok ki yok&lt;br /&gt;Bi şey söylesem yok ki yok&lt;br /&gt;içim gül biraz&lt;br /&gt;Güldür biraz&lt;br /&gt;Şunu öldür kendini güldür biraz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şunu öldür kendini güldür biraz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şunu öldür kendini güldür biraz ...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yelda D.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8878823173466007584-7732575146472362963?l=yeldadoganci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yeldadoganci.blogspot.com/feeds/7732575146472362963/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8878823173466007584&amp;postID=7732575146472362963' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8878823173466007584/posts/default/7732575146472362963'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8878823173466007584/posts/default/7732575146472362963'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeldadoganci.blogspot.com/2010/11/krk-yalnzlardanm.html' title='Kırık Yalnızlardanım!'/><author><name>Yelda Doganci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12702836275098513804</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_sW9eTIM9XfE/TOmp3BD6zGI/AAAAAAAAADA/8A6LZkx_GHA/S220/19053_249297195972_597135972_4815603_5397926_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8878823173466007584.post-8644589803358473362</id><published>2010-11-22T14:40:00.001+02:00</published><updated>2010-11-22T18:53:45.673+02:00</updated><title type='text'>Bize mi Özgü?</title><content type='html'>Vee işte tatışılan aile hekimliği uygulaması başladıı. Kimse tam olarak ne olduğunu ve nasıl işlediğini bilmese de el yordamıyla öğreniyoruz işte. Tabikii çok başarılıyız.. Öyleki henüz uygulama çok yeni olmasına rağmen bütün işleyişi çözmekle kalmamış kendi katkılarımızla bilimsel/kişisel açıklamalar yapmaya başlamışız bile çok geçmeden. Eğer fırsatınız olursa gidin bir Sağlık Ocağı'nda oturun bir süre mümkünse kalabalık olduğu bir zamanda. Nice doktorlar,profösörler, yorumcular vardır o dört duvar arasında ama biz bilmiyoruzdur, tanımıyoruzdur...Dolayısıyla harcanıyorlar her biri o beyaz koridorlarda..&lt;br /&gt;" Yok Yok esasında bu çok başarılı ve iyi bir sistem ama bu Ülke'de yaramaz.."&lt;br /&gt;"Çok dayanmaz 4-5 ay sonra eski haline geri çevirirler her şeyi.."&lt;br /&gt;"Ama şuraya bir numaratör, bir görevli koyulması gerekmez mi yani böyle de olmaz ki canım..."&lt;br /&gt;"Bir şey sorup çıkacaktım..."&lt;br /&gt;"Sıra var hanımefendi/beyefendi, sıraya girin siz benden sonra geldiniz.."&lt;br /&gt;"Aile doktoru olacakmış yawrum kimdir? Nasıl bulunur?"&lt;br /&gt;"Amca bak kapıların üzerinde sokak isimleri var onlara bak doktorunu ona göre bulacaksın"&lt;br /&gt;"Sokak ... apartman... daire ... yeter mi? kimmiş doktorum?"&lt;br /&gt;"Ama olmaz ki şimdi biz istediğimiz zaman istediğimiz doktora gidemeyecekmiyiz?? aaaaa..."&lt;br /&gt;"Bak bizim sokağın doktoru buymuş..Tüh öteki doktor baksa daha iyiydi ama neyse.."&lt;br /&gt;.&lt;br /&gt;.&lt;br /&gt;.&lt;br /&gt;Bütün bu cümleler herhangi bir sağlık ocağında yarım saat ila kırk dakika arasında beklediğinizde duyabileceğiniz alıntılar. Tabii hastaların ciddiyetine ve sıraların kalabalığına bağlı olarak bunlar tahmin edersiniz ki biraz daha sertleşebiliyor:) &lt;br /&gt;Genel olarak bilgeliğin hakim olduğu bu koridorda zaman zaman görüş ayrılıkları! oluşur ve sesler bir anda yükseliverir. Yankının da etkisiyle aslında kimse kimsenin ne dediğini anlamazken herkes konuşmaya devam eder. Tam o noktada kahraman milletimizin kanını damarlarında taşıyan ve sesi diğerlerinden daha baskın olan gönüllü bir vatan evladımız çıkar ve kendi baskınlığı ile kargaşayı bastırır/sakinleştirir:). Sesler kısılır lakin söylenme hali devam ederken çalışan doktorlarımızdan biri kapıyı açar ve duruma son noktayı koyar..."Sıradakiii..."&lt;br /&gt;Artık ne kadar zaman sonra işinizi halledip çıkarsınız bilmem ama çıktığınız zaman birincisi doktorlara olan saygınız bir kat daha artar, ikincisi şöyle alabildiğine derriiin bir nefes çekersiniz içinize...Çok şükür sağlıklıyım..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yelda D.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8878823173466007584-8644589803358473362?l=yeldadoganci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yeldadoganci.blogspot.com/feeds/8644589803358473362/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8878823173466007584&amp;postID=8644589803358473362' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8878823173466007584/posts/default/8644589803358473362'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8878823173466007584/posts/default/8644589803358473362'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeldadoganci.blogspot.com/2010/11/bize-mi-ozgu.html' title='Bize mi Özgü?'/><author><name>Yelda Doganci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12702836275098513804</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_sW9eTIM9XfE/TOmp3BD6zGI/AAAAAAAAADA/8A6LZkx_GHA/S220/19053_249297195972_597135972_4815603_5397926_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8878823173466007584.post-8966422277346937863</id><published>2010-11-22T01:25:00.000+02:00</published><updated>2010-11-22T01:32:32.686+02:00</updated><title type='text'>Öylesine Bir Mektup</title><content type='html'>&lt;span style="font-style:italic;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_sW9eTIM9XfE/TOmruGi8HWI/AAAAAAAAADo/GlWtdTogGrU/s1600/15307_352649036512_149588846512_4115924_7616247_n.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 291px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_sW9eTIM9XfE/TOmruGi8HWI/AAAAAAAAADo/GlWtdTogGrU/s320/15307_352649036512_149588846512_4115924_7616247_n.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5542149624975596898" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Öyle içimdesin ki. Yanağımda dolaşan rüzgardan daha gerçek dokunuşların. Küçük, ürkek, kesik dokunuşlarınla, belki de her zamankinden daha yanımdasın. Yani öylesine, o kadar bensin ki. Ah nasıl anlatsam. Boşuna bu çabalarım, doğru kelimeleri aramalarım. Ne kitaplar yazıyor, ne de sözlüklerde karşılığı var. Yalnızca hissediyor insan, yaşıyor. Kelimeler eksik, kelimeler yaralı. Kelimeler cılız.&lt;span style="font-style:italic;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Taşımıyor, anlatmıyor, tanımlamıyor bu duyguyu. Ben de. Çok başka bir şey. Sevginin ortasında, derin acılar hisseder mi insan? Aydınlık gülümsemelerin içine, hüznü yerleştirir mi durup dururken? Gözlerine buğu,diline sitem, yüreğine burukluk, çöreklenir kalır mı asırlarca?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Gelmeyeceğini bildiği mektup için, posta kutusunu hep aynı heyecanla açar mı? Dedim ya, başka bir şey bu. Ne kadar yalnızsam, o kadar seninleyim şu günlerde. Belki de en başta, tutup seni en derinlere koydum diye oldu bunlar. Kimseler ulaşmasın diye, kimselerin bilmediği, bulamayacağı yollara götürdüm seni. En derinlerde tuttum. Bana sakladım. Derine, hep daha derine.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Seni yapayalnız, bir tek bana bıraktım. Paylaşamadım yanlış yaptım. Sana ulaşan yolları kaybettim diye bütün bu şaşkınlıklar. Kendimi oradan oraya vurmam. Sağımda, solumda, ne zaman dikildiğini bilmediğim duvarlara çarpmam, hiç görmediğim çukurlarla boğuşmam. Denizlerin, gürültüyle gelip vurduğu dehlizlerin, acılı duvarları gibiyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Duvarlarım yosunlu, duvarlarım kaygan, duvarlarımdan hiç tükenmeyen sular sızıyor. Tutunamıyorum. Renklerim, gün içinde değişiyor. Soluyorum, soğuyorum. Güneş ulaşmıyor içerilerime. Küfleniyorum, yaşlanıyorum. Yalnızlıklar peşimde. Dokunduğum her ıslak duvardan, pis kokulu bir yalnızlık bulaşıyor üstüme. Yapış yapış, vıcık vıcık bir yalnızlık bu. Biliyorum, bütün bunlar, hep benim suçum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Seni sakladığım yere ulaşamaz oldum. Yollar, gitgide uzadı ve karıştı. Ümidimi ısıtacak, parlatacak, kımıldatacak bir şeylere ihtiyacım var. Ah onun ne olduğunu biliyorum. Sonu sana geliyor her cümlenin. Her şeyin başı içinde ve sonundasın. Bu değişmiyor. Öyle içimdesin ki. Birden aklıma geldi, tuttum sana bir mektup yazdım dün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Çok mutluydum. Gün içinde neler yaptığımı, nelere kızıp, nelerle mutlu olduğumu, tek tek anlattım. Mevsimlerin ve insanların nasıl karışık ve beklenmedik olduklarını yazdım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; "Yine zamansız yağmurlar" dedim, "Daha önce, hiç bu kadar zayıf değildi güneş ışınları" dedim, "Gerçekten buradaki şarkıları hiç öğrenmeyecek, bilmeyecek, söylemeyecek misin?" dedim. Çok uzun bir mektup oldu. Başından sonuna kadar okudum da.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Neler yazmışım diye merakımdan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Sonra çekmecemden bir zarf çıkarıp, adını yazdım. Büyük harflerle, yalnızca adını. Adresini bilsem gönderir miydim, bilmiyorum. Mektup cebimde. Cebim yüreğime yakın. Yüreğim sende. Sen yüreğime yakın. Öyleyse mektup sende.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Can DÜNDAR &lt;span style="font-style:italic;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8878823173466007584-8966422277346937863?l=yeldadoganci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yeldadoganci.blogspot.com/feeds/8966422277346937863/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8878823173466007584&amp;postID=8966422277346937863' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8878823173466007584/posts/default/8966422277346937863'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8878823173466007584/posts/default/8966422277346937863'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeldadoganci.blogspot.com/2010/11/oylesine-bir-mektup.html' title='Öylesine Bir Mektup'/><author><name>Yelda Doganci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12702836275098513804</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_sW9eTIM9XfE/TOmp3BD6zGI/AAAAAAAAADA/8A6LZkx_GHA/S220/19053_249297195972_597135972_4815603_5397926_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_sW9eTIM9XfE/TOmruGi8HWI/AAAAAAAAADo/GlWtdTogGrU/s72-c/15307_352649036512_149588846512_4115924_7616247_n.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8878823173466007584.post-4488930937372830837</id><published>2009-11-14T08:07:00.000+02:00</published><updated>2009-11-14T08:11:08.019+02:00</updated><title type='text'>Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne...</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_sW9eTIM9XfE/Sv5J35Hg5TI/AAAAAAAAACw/UsJt_99ph5s/s1600-h/blog+picture.bmp"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 210px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_sW9eTIM9XfE/Sv5J35Hg5TI/AAAAAAAAACw/UsJt_99ph5s/s320/blog+picture.bmp" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5403837827465143602" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.&lt;br /&gt;“O olmazsa yaşayamam.” demeyeceksin.&lt;br /&gt;Demeyeceksin işte.&lt;br /&gt;Yaşarsın çünkü.&lt;br /&gt;Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.&lt;br /&gt;Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın.&lt;br /&gt;Ve zaten genellikle o daha az sever seni,&lt;br /&gt;Senin onu sevdiğinden…&lt;br /&gt;Çok sevmezsen, çok acımazsın.&lt;br /&gt;Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.&lt;br /&gt;Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.&lt;br /&gt;Senin değillermiş gibi davranacaksın.&lt;br /&gt;Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın.&lt;br /&gt;Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.&lt;br /&gt;Çok eşyan olmayacak mesela evinde.&lt;br /&gt;Paldır küldür yürüyebileceksin.&lt;br /&gt;İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,&lt;br /&gt;Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.&lt;br /&gt;Gökyüzünü sahipleneceksin,&lt;br /&gt;Güneşi, ayı, yıldızları…&lt;br /&gt;Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.&lt;br /&gt;“O benim.” diyeceksin.&lt;br /&gt;Mutlaka sana ait olmasın istiyorsan birşeylerin…&lt;br /&gt;Mesela gökkuşağı senin olacak.&lt;br /&gt;İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın.&lt;br /&gt;Mesela turuncuya, ya da pembeye.&lt;br /&gt;Ya da cennete ait olacaksın.&lt;br /&gt;Çok sahiplenmeden, Çok ait olmadan yaşayacaksın.&lt;br /&gt;Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi,&lt;br /&gt;Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.&lt;br /&gt;İlişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;CAN YUCEL&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8878823173466007584-4488930937372830837?l=yeldadoganci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yeldadoganci.blogspot.com/feeds/4488930937372830837/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8878823173466007584&amp;postID=4488930937372830837' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8878823173466007584/posts/default/4488930937372830837'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8878823173466007584/posts/default/4488930937372830837'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeldadoganci.blogspot.com/2009/11/baglanmayacaksn-bir-seye-oyle-koru.html' title='Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne...'/><author><name>Yelda Doganci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12702836275098513804</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_sW9eTIM9XfE/TOmp3BD6zGI/AAAAAAAAADA/8A6LZkx_GHA/S220/19053_249297195972_597135972_4815603_5397926_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_sW9eTIM9XfE/Sv5J35Hg5TI/AAAAAAAAACw/UsJt_99ph5s/s72-c/blog+picture.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8878823173466007584.post-7411488785177583794</id><published>2009-11-10T08:35:00.000+02:00</published><updated>2009-11-10T08:38:30.455+02:00</updated><title type='text'>Bİ DAMLACIK</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_sW9eTIM9XfE/SvkKWovTDfI/AAAAAAAAACo/EV2pX8iltcA/s1600-h/damla.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 95px; height: 143px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_sW9eTIM9XfE/SvkKWovTDfI/AAAAAAAAACo/EV2pX8iltcA/s320/damla.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5402360612016819698" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Duru bir yeşildi ortalık  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akşam güneşi kırılmış bir mızrak boyu  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve çocuk sesleriyle iniyordu ışık,  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ağlarda sanki dargın bir kılınç balığı  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pullarını döküyor üstüme  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir sessizliği anlatmak için yazıldı bu şiir  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki de anmak için  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                      bi damlacık bir sessizliği  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;CAN YUCEL&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8878823173466007584-7411488785177583794?l=yeldadoganci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yeldadoganci.blogspot.com/feeds/7411488785177583794/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8878823173466007584&amp;postID=7411488785177583794' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8878823173466007584/posts/default/7411488785177583794'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8878823173466007584/posts/default/7411488785177583794'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeldadoganci.blogspot.com/2009/11/bi-damlacik.html' title='Bİ DAMLACIK'/><author><name>Yelda Doganci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12702836275098513804</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_sW9eTIM9XfE/TOmp3BD6zGI/AAAAAAAAADA/8A6LZkx_GHA/S220/19053_249297195972_597135972_4815603_5397926_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_sW9eTIM9XfE/SvkKWovTDfI/AAAAAAAAACo/EV2pX8iltcA/s72-c/damla.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8878823173466007584.post-7722871956201194091</id><published>2009-11-04T10:27:00.000+02:00</published><updated>2009-11-04T10:29:44.638+02:00</updated><title type='text'>Birdenbire</title><content type='html'>Her şey birdenbire oldu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birdenbire vurdu gün ışığı yere; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gökyüzü birdenbire oldu; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mavi birdenbire. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her şey birdenbire oldu; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birdenbire tütmeye başladı duman topraktan; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filiz birdenbire oldu, tomurcuk birdenbire. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yemiş birdenbire oldu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birdenbire, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birdenbire; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her şey birdenbire oldu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kız birdenbire, oğlan birdenbire; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yollar, kırlar, kediler, insanlar... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşk birdenbire oldu, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevinç birdenbire. &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;ORHAN VELİ KANIK&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8878823173466007584-7722871956201194091?l=yeldadoganci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yeldadoganci.blogspot.com/feeds/7722871956201194091/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8878823173466007584&amp;postID=7722871956201194091' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8878823173466007584/posts/default/7722871956201194091'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8878823173466007584/posts/default/7722871956201194091'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeldadoganci.blogspot.com/2009/11/birdenbire.html' title='Birdenbire'/><author><name>Yelda Doganci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12702836275098513804</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_sW9eTIM9XfE/TOmp3BD6zGI/AAAAAAAAADA/8A6LZkx_GHA/S220/19053_249297195972_597135972_4815603_5397926_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8878823173466007584.post-5696935013188391105</id><published>2009-10-16T06:30:00.000+03:00</published><updated>2009-10-16T06:34:22.394+03:00</updated><title type='text'>Bavulları Hep Toplu Durmalı insanin</title><content type='html'>Bavullari hep toplu durmali insanin... &lt;br /&gt;Bir gün telefonlarin hiç çalmayabilecegi hesaplanmali... &lt;br /&gt;Tül perde arkasindan misafir yolu gözlemekten vazgeçmeli... &lt;br /&gt;Ihanetlere, terkedilmelere, bir basina birakilmalara hazirlikli olmali... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalnizliga alismali... &lt;br /&gt;Çünkü “omuz omuza” günlerin vakti geçti. &lt;br /&gt;Dayanisma, günümüzün borsasinin deger kaybeden hisse senetlerinden biri artik... &lt;br /&gt;Bireyin kesif çagi, geride kirik dökük yalnizliklar birakti. &lt;br /&gt;Terörün bile bireysellestigi çagdayiz. &lt;br /&gt;Zaman, birlikten kuvvet dogurma zamani degil; &lt;br /&gt;Zaman, tek basina dimdik ayakta kalabilmeyi becerme zamanidir... &lt;br /&gt;Iste o yüzden alismali yalnizliga... &lt;br /&gt;Sokaklar dolusu issizlikla basbasa yasamayi göze almali insan... &lt;br /&gt;Güvendigi daglardaki karlara bakip ders çikarmali... &lt;br /&gt;Hüzünlü bir sarkiyla paylasilan gecelerde basini dayayacak bir omuz arama huylarindan vazgeçmeli... &lt;br /&gt;Sofrada tek tabaga, tabakta az yemege alismali... &lt;br /&gt;Romanlardan, yalnizligi yücelten paragraflar asmali evin en görünür duvarlarina... &lt;br /&gt;“Yalnizlik paylasilmaz/Paylasilsa yalnizlik olmaz” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dizeleriyle baslamali güne... &lt;br /&gt;Telesekretere “Su anda size cevap verebilecek kimse yok! ” denmeli, &lt;br /&gt;“Belkide hiç olmayacak...” cevapsizliga, sessizlige isinmali... &lt;br /&gt;Oysa sessizlik haksizliga alkistir. &lt;br /&gt;Hakliligin onuru yasatir insani... &lt;br /&gt;Susmanin utanci öldürür... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O yüzden en sessiz gecelerde “Dogruydu, yaptim” la teselli bulmali insan. &lt;br /&gt;Feryada komsularin yetismemesine, &lt;br /&gt;Soguk duvar diplerinde sessizce aglasmaya alismali... &lt;br /&gt;Kendiyle hesaplasmaya çalismali... &lt;br /&gt;Gece yastikla aglasmaya, sabah aynayla gülüsmeye, &lt;br /&gt;Kendiyle hüzünlenip, kendiyle keyiflenmeye hazir olmali... &lt;br /&gt;Hep basini alip gidebilecek kadar cesur, &lt;br /&gt;Ama hep kalip savasacak kadar gözüpek olabilmeli... &lt;br /&gt;Sessizligi, sese dönüstürebilmeli... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve sirt çantasini her daim hazir tutmali insan... &lt;br /&gt;Yollarla barismali... &lt;br /&gt;Yalnizliga alismali... &lt;br /&gt;.&lt;br /&gt;Can Dündar&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8878823173466007584-5696935013188391105?l=yeldadoganci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yeldadoganci.blogspot.com/feeds/5696935013188391105/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8878823173466007584&amp;postID=5696935013188391105' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8878823173466007584/posts/default/5696935013188391105'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8878823173466007584/posts/default/5696935013188391105'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeldadoganci.blogspot.com/2009/10/bavullar-hep-toplu-durmal-insanin.html' title='Bavulları Hep Toplu Durmalı insanin'/><author><name>Yelda Doganci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12702836275098513804</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_sW9eTIM9XfE/TOmp3BD6zGI/AAAAAAAAADA/8A6LZkx_GHA/S220/19053_249297195972_597135972_4815603_5397926_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
